?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Halit Ertuğrul
tarafından sahra Çarş. Haz. 24, 2009 7:55 pm

» Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 10:12 pm

» Ölüm Geliyorum Diye Davetiye Basmaz....!
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 9:44 pm

» Anket Eklemek!!
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 9:40 pm

» Foruma Video Eklemek
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 8:59 pm

» MEHMET ÂKİF ERSOY
tarafından Güllere_Vurgunum Cuma Nis. 24, 2009 10:28 pm

» İmam-ı Azam Ebû Hanîfe
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 10:07 pm

» İsmail el-Buhari (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:39 am

» Hz. Ali (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:35 am

» Hz. Ömer (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:28 am


Paylaş | 
 

 Risale-i Nur Külliyatı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
KENZ
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 14
Teşekkür Et : 1
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 0
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 06/01/09

MesajKonu: Risale-i Nur Külliyatı   Ptsi Ocak 12, 2009 3:32 am

Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar


20. asır hastanesine çıkarılmış bir baştabiptir Bediüzzaman Said Nursi. 20. asrın hastalığı, "iman zayıflığı" olduğundan eserlerini iman üzerine yazmıştır.
İmanın esaslarını ispatlı şekilde anlatmıştır. Risale-i Nurlar ispat yolunu seçmiştir. Çünkü müspet ilimlerin yaygın olduğu bu devirde iman hakikatleri de ispatlı olarak verilmeli. Üslup yönünden bizi maziye bağlayan, Risale-i Nurları anlayanlar, hadisleri ve tefsirleri de anlarlar. Bediüzzaman'ın yaşayışı gösterdi ki zamana uymak değil, zamanı kendimize uydurmak zorundayız. En tesirli tebliğ, İslamiyet'i yaşayarak yapılan tebliğdir. Said Nursi mıknatıs gibiydi. İnsanları kendine çekerdi. Said Nursi'nin kitapları dünyanın her tarafına yayıldı. Evler dershane oldu. O, yaşayışıyla Asr-ı Saadet'ten bugüne gelmiş bir mü'min gibiydi. "Potansiyel suçlu" tabiriyle, suçu olmadığı halde ömrü sürgünlerde, hapishanelerde geçti. 1956 senesinde Tarihçe-i Hayat'ı kendisine götürdüğümde "Biz Kur'an okumasını bilmiyoruz, ne yapalım?" dediğimizde, buyurdu ki: "Günah-ı kebairi terk, sünnet-i seniyyeye ittiba, namazı tadil-i erkan ile kılmak, sonunda tesbihatı çekmek." O zaman bu tabirleri anlamamıştım. Müftüye sormuştum, o da demişti ki: "Büyük İslam İlmihali'ni al, onu oku, uygula." İşte benim hayatım böyle kurtuldu. Tanıdıklarımdan kimisi ayyaş, kimisi kumarbaz olurken, bazıları da intihar etti. Beni İslamiyet kurtardı. Yüz Soruda Bediüzzaman Said Nursi kitabımda, Üstad'ı ve Risale-i Nurları geniş geniş anlatma imkânı buldum. Anladım ki cemaatler İslam üniversitesinin fakülteleridir. İslamiyet'i cemaatlerde öğrenmek ve yaşamak daha kolay. Müceddid, dinde yenilik yapmaz, İslami anlayışta yenilik getirir. Bediüzzaman'ın getirdiği yenilik, "Allah'ın yarattıklarını anlatan ders kitapları İslam'a aykırı olamaz." Yani biyoloji canlıları anlatır, canlıları yaratan Allah'tır. Allah'ın yarattıklarını anlatan biyoloji, İslam'a aykırı olamaz, İslam'ın dışında tutulamaz... Bediüzzaman diyor ki: "1948'de lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. ‘Bize Halık'ımızı tanıttır, muallimlerimiz Allah'tan bahsetmiyorlar.' dediler. Ben de dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah'tan bahsedip, Halık'ı tanıttırıyor." Said Nursi, okulla camiyi, seccadeyle tezgahı bütünleştirdi. Evi yoktu, yardımcısı yoktu, bazen Barla Dağı'nda kaldığında, yatağı yoktu, yorganı yoktu. Orada oturur, Esmaü'l-Hüsna'nın tecellisini seyre dalardı. Hiçbir şeyi olmayan Bediüzzaman'ın bugün, her yerde dershaneleri var, milyonlarca talebeleri var. Onun hizmetini hiçbir şey durduramadı ve durduramaz. O, insanları hem kalbinden hem beyninden fethetti. İlimle imanı bir bütün olarak ele aldı. Bediüzzaman diyor ki:

"Aziz, Sıddık Kardeşlerim!

Birden ruhuma gelmiş bir endişeyi beyan ediyorum. Ehl-i dalalet, Risale-i Nur'un elmas kılınçlarına mukabele edemedikleri için, şakirdleri içinde, derd-i maişet cihetinden ve bahar mevsimi gafletinden istifade ederek; meşrebler veya hissiyatları muhalefetinden zayıf damarları bulup, şakirdler içindeki tesanüdü sarsmak istediklerini hissettim ve anladım. Sakın! Çok dikkat ediniz. İçinize bir mübayenet düşmesin. İnsan, hatadan hali olamaz, fakat tövbe kapısı açıktır. Nefis ve şeytan, sizi kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit, ‘Biz değil böyle cüz'i hukukumuzu; belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevi saadetimizi, Risale-i Nur'un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla dünyaya, enaniyete ait her şeyi feda etmek vazifemizdir.' deyip nefsinizi susturunuz!.. Medar-ı niza bir mes'ele varsa, meşveret ediniz... Çok sıkı tutmayınız. Herkes bir meşrebde olmaz. Müsamaha ile birbirine bakmak şimdi elzemdir. Umum kardeşlerimize birer birer selam ederiz."




25.03.2006
Hekimoğlu İSMAİL , ZAMAN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Risale-i Nur Külliyatı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR :: ~KÜTÜPHANE~ :: Risaleler-
Buraya geçin: