?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Halit Ertuğrul
tarafından sahra Çarş. Haz. 24, 2009 7:55 pm

» Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 10:12 pm

» Ölüm Geliyorum Diye Davetiye Basmaz....!
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 9:44 pm

» Anket Eklemek!!
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 9:40 pm

» Foruma Video Eklemek
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 8:59 pm

» MEHMET ÂKİF ERSOY
tarafından Güllere_Vurgunum Cuma Nis. 24, 2009 10:28 pm

» İmam-ı Azam Ebû Hanîfe
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 10:07 pm

» İsmail el-Buhari (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:39 am

» Hz. Ali (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:35 am

» Hz. Ömer (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:28 am


Paylaş | 
 

 76-İNSAN - 77-MÜRSELAT - 78-NEBE' - 79-NAZİ'AT - 80-ABESE -81-TEKVİR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FAKİR
Administratör
Administratör
avatar

Mesaj Sayısı : 126
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 13
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 06/01/09

MesajKonu: 76-İNSAN - 77-MÜRSELAT - 78-NEBE' - 79-NAZİ'AT - 80-ABESE -81-TEKVİR   Çarş. Ocak 07, 2009 6:28 pm

76-İNSAN:

1- Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi.
2- Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.
3- Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.
4- Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.
5- Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.
6- Bir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu.
7- O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.
8- Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.
9- "Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz."
10- "Biz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler.
11- Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.
12- Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.
13- Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.
14- Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.
15- Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.
16- Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.
17- Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.
18- Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.
19- Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın.
20- Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.
21- Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.
22- (Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."
23- Kur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz.
24- O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.
25- Sabahakşam Rabbinin ismini an.
26- Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).
27- Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.
28- Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.
29- İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.
30- Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
31-Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.

77-MÜRSELAT:

1- Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,
2- Büküp devirenlere,
3- Yaydıkça yayanlara,
4- Seçip ayıranlara,
5- Bir öğüt bırakanlara,
6- Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,
7- Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.
8- Hani o yıldızlar silindiği zaman,
9- Gök yarıldığı zaman,
10- Dağlar savrulduğu zaman,
11- Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,
12- Bunlar hangi güne ertelendiler?
13- Hüküm gününe..
14- Bildin mi, nedir o hüküm günü?
15- O gün yalanlayanların vay haline!
16- Biz, öncekileri helak etmedik mi?
17- Sonra geridekileri de onlara katarız.
18- Biz suçlulara böyle yaparız.
19- O gün yalanlayanların vah haline!
20- Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?
21- Onu sağlam bir yerde oturttuk.
22- Belli bir süreye kadar.
23- Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.
24- O gün yalanlayanların vay haline!
25- Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?
26- Gerek diriler, gerekse ölüler için.
27- Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?
28- O gün yalanlayanların vay haline!
29- (Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."
30- "Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."
31- O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.
32- O, saray gibi kıvılcımlar atar.
33- Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).
34- O gün yalanlayanların vay haline!
35- Bugün, konuşamıyacakları gündür.
36- Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.
37- O gün yalanlayanların vay haline!
38- Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
39- Bir hileniz varsa beni atlatın.
40- O gün yalanlayanların vay haline!
41- Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.
42- Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.
43- (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).
44- İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.
45- O gün yalanlayanların vay haline!
46- Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.
47- O gün yalanlayanların vay haline!
48- Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.
49- Vay haline o gün yalanlayanların!
50-Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

78-NEBE':

1- Birbirlerine neyi soruyorlar?
2- O büyük haberden (kıyametten) mi?
3- Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
4- Hayır, ilerde bilecekler.
5- Hayır hayır, ilerde bilecekler.
6- Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?
7- Dağları da birer kazık kılmadık mı?
8- Sizleri çift çift yarattık.
9- Uykunuzu bir dinlenme yaptık.
10- Geceyi bir örtü yaptık.
11- Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
12- Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.
13- İçlerine ışık saçan bir kandil astık.
14- Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.
15- Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.
16- Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).
17- Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.
18- O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.
19- Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.
20- Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.
21- Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.
22- Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.
23- Orada çağlarca kalacaklardır.
24- Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.
25- Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).
26- Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.
27- Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.
28- Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.
29- Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.
30- (Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).
31- Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.
32- Bahçeler var, bağlar var.
33- Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
34- Dopdolu kadehler var.
35- Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.
36- (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).
37- O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rah-mân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.
38- O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.
39- İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
40-Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."

79-NAZİ'AT:

1- Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,
2- Usulcacık çekenlere,
3- Yüzüp yüzüp gidenlere,
4- Yarışıp geçenlere,
5- Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).
6- O gün deprem sarsar,
7- Onu ikinci bir sarsıntı izler.
8- Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.
9- Gözler kalkmaz saygıdan.
10- Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
11- "Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
12- "Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.
13- Fakat o bir tek haykırıştır.
14- Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
15- Musa'nın haberi sana geldi mi?
16- Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:
17- "Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."
18- De ki: İster misin arınasın?
19- Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.
20- Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.
21- Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.
22- Sonra koşarak dönüp gitti.
23- Derken adamlarını topladı da bağırdı:
24- "Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.
25- Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.
26- Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.
27- Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.
28- Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.
29- Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
30- Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.
31- Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
32- Dağlarını oturttu.
33- Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için .
34- Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,
35- O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,
36- Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,
37- Artık her kim azgınlık etmiş,
38- Ve dünya hayatını tercih etmişse,
39- Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.
40- Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,
41- Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.
42- Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
43- Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
44- Onun son ilmi Rabbine aittir.
45- Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.
46-Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

80-ABESE:

1- (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
2- Kendisine âmâ geldi, diye.
3- Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
4- Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
5- Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,
6- Sen ona yöneliyorsun.
7- Onun temizlenmemesinden sana ne?
8- Ama sana can atarak gelen,
9- Allah'tan korkarak gelmişken,
10- Sen onunla ilgilenmiyorsun.
11- Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.
12- Artık dileyen onu düşünür.
13- O, değerli sahifelerdedir.
14- Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.
15- Yazıcıların ellerindedir,
16- Değerli, iyi yazıcıların.
17- O kahrolası insan, ne nankör şey.
18- O yaratan onu hangi şeyden yarattı?
19- Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.
20- Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.
21-Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.
22- Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.
23- Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,
24- Bir de o insan yiyeceğine baksın.
25- Biz o suyu bol bol döktük.
26- Sonra toprağı nasıl da yardık.
27- Bu suretle orada ekinler bitirdik.
28- Üzümler, yoncalar,
29- Zeytinlikler, hurmalıklar,
30- İri ve sık ağaçlı bahçeler,
31- Meyveler, çayırlar bitirdik.
32- Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.
33- Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,
34- O gün kişi kaçar, kardeşinden...
35- Anasından , babasından..
36- Eşinden ve oğullarından.
37- Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.
38- Yüzler var ki, o gün parıl parıl,
39- Güler, sevinir.
40- Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,
41- Onları karanlık bürümüş,
42-İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.


81-TEKVİR:

1- Güneş katlanıp dürüldüğünde,
2- Yıldızlar bulandığında,
3- Dağlar yürütüldüğünde,
4- Kıyılmaz mallar bırakıldığında,
5- Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,
6- Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),
7- Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),
8- Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,
9- "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.
10- Amel defterleri açıldığında,
11- Gök sıyrılıp açıldığında,
12- Cehennem kızıştırıldığında,
13- Ve cennet yaklaştırıldığında,
14- Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.
15- Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),
16- O akıp akıp yuvasına gidenlere,
17- Yöneldiği an geceye,
18- Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,
19- Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.
20- O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.
21- Orada ona itaat edilir, güvenilir.
22- Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.
23- Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.
24- O, gayb hakkında cimri de değildir.
25- O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.
26- Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?
27- O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,
28- İçinizden doğru gitmek isteyenler için.
29-Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://musallin.yetkinforum.com
 
76-İNSAN - 77-MÜRSELAT - 78-NEBE' - 79-NAZİ'AT - 80-ABESE -81-TEKVİR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR :: ~İNNED DİNE İNDALLAHİ İSLAM ~ إن الدين عند الله الإسلام~ :: Kur'anı Kerim :: Meal-
Buraya geçin: