?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Halit Ertuğrul
tarafından sahra Çarş. Haz. 24, 2009 7:55 pm

» Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 10:12 pm

» Ölüm Geliyorum Diye Davetiye Basmaz....!
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 9:44 pm

» Anket Eklemek!!
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 9:40 pm

» Foruma Video Eklemek
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 8:59 pm

» MEHMET ÂKİF ERSOY
tarafından Güllere_Vurgunum Cuma Nis. 24, 2009 10:28 pm

» İmam-ı Azam Ebû Hanîfe
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 10:07 pm

» İsmail el-Buhari (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:39 am

» Hz. Ali (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:35 am

» Hz. Ömer (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:28 am


Paylaş | 
 

 Ehlûllaha Muhabbetin Fazileti Buğzetmenin Felaketi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FAKİR
Administratör
Administratör


Mesaj Sayısı : 126
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 13
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 06/01/09

MesajKonu: Ehlûllaha Muhabbetin Fazileti Buğzetmenin Felaketi   Salı Ocak 27, 2009 12:53 am

Ehlûllaha Muhabbetin Fazileti Buğzetmenin Felaketi



Kişi Sevdiğiyle Beraberdir 203. MEKTÛB
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri bu mektubu molla Hüseyin’e yazmıştır.
Mektup, bu taifeye (Allah Dostlarına) karşı muhabbet etmeye teşvik etmek ve bir nebzede olsa o büyük zatları medhetmek hakkındadır.
Allah-û Teâlâ hazretleri hâllerinizi güzel eylesin, amellerinizi düzeltsin.
Fakirlere (Dervişlere, her zaman her işte yalnız Allah-û Teâlâ’ya muhtaç olduğunu bilen ve ihtiyaçlarını Allah’a arz eden bu yolun saliklerine) olan sevgi ve muhabbeti haber veren kıymetli mektubunuzun gelmesiyle, aşırı bir mutluluk hâsıl oldu. Bu yolun yolcularına, olan sevginizden bahsetmeniz, bizi son derece memnun edip sevindirdi.
Sübhan olan Allah-û Teâlâ bu taifeye, Allah dostlarına olan muhabbetinizi gün be gün ziyade eylesin, artırsın. Ve Onlara olan tevazunuzu ve onlara iltica edip yönelmenizi de ömür sermayeniz kılsın.
“Kişi sevdiğiyle beraberdir” hadisi şerifinin hükmü gereğince, Allah dostlarını sevenler onlarla beraberdirler. O zatlar öyle kimselerdir ki, onlarla oturanlar şekavetten, (kâfirlikten fasıklıktan, Allah’a isyan etmekten) korunurlar. Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem bir Hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
Kiramen Kâtibin (İnsanların yaptığı her şeyi yazan meleklerin) dışında, Allah’ın bir takım melekleri vardır ki, bu melekler caddelerde ve sokaklarda dolaşırlar. (Niçin?) Allah-û Teâlâ’yı zikreden kimseleri ararlar. Allah’ı zikredenleri bulunca:
Aradığınıza geliniz! diye birbirlerine seslenirler.
Ve Kanatlarıyla onları kuşatıp sararlar. (O kadar çokturlar ki) Allah’ı zikredenlerle, gökyüzü arasını doldururlar. Zikir ehli dağılınca, (melekler) semaya huruç edip yükselirler. Allah-û Teâlâ, kullarının her halini iyi bildiği halde meleklere sorar:
Kullarımı nasıl buldunuz? Melekler der ki:
Ya Rabbi! Sana hamd ve sena ediyorlar, Senin büyüklüğünü, yüceliğini söylüyorlar, Seni tesbih ediyorlar. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah-û Teâlâ buyurur ki:
Onlar Beni gördüler mi? Melekler şöyle derler:
Hayır, Ya Rabbi! Görmediler. Allah-û Teâlâ tekrar buyurur:
Eğer Beni görselerdi, nasıl olurlardı? Melekler cevap verir:
Daha çok hamd ederler, daha çok tesbîh ederler ve daha çok tekbir getirirlerdi. Allah-û Teâlâ sorar:
Onlar Benden ne istiyorlar? Melekler derler ki:
Senden cennetini istiyorlar. Allah-û Teâlâ buyurur:
Onlar cenneti gördüler mi? Melekler:
Görmediler, derler. Allah-û Teâlâ:
Onu görselerdi, nasıl olurlardı? diye buyurur. Melekler cevaben derler ki:
Daha çok talep ederler ve daha çok isterlerdi. Sonra melekler şöyle derler:
Yâ Rabbî! Bu taife (Seni zikretmek için toplanmış olan bu kullar) Cehennemden korkuyorlar. Ve ondan Sana sığınıyorlar. Allah-û Teâlâ:
Onlar Cehennemi gördüler mi? diye sorar Melekler derler ki:
Hayır görmediler. Allah-û Teâlâ tekrar sorar:
Onu görselerdi, nasıl olurlardı? Melekler cevap verir:
Onu görselerdi, elbette o ateşten Sana daha fazla sığınır ve ateşten kaçmanın yolunu daha çok ararlardı.
Bunun üzerine noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah-û Teâlâ, meleklere şöyle buyurur:
Şâhid olunuz ki, Ben onların hepsini bağışladım. Melekler derler ki:
Ya Rabbi! O zikredenlerin arasında bir kimse var ki, zikir için onlarla beraber değildi. Bilakis oraya dünyevi bir haceti için gelmişti. Sübhan olan Allah-û Teâlâ buyurur ki: (Bir Hadis-i Kudsi’de geçen) “Ben, Beni zikredenlerin meclisinde onlarla beraberim” hükmüne göre, Onlar Benim meclis arkadaşlarımdır. Onlar (Ehlûllah) öyle kimselerdir ki, onlarla oturan bedbaht olmaz.
Bu hâdis-i şeriften ve (bundan evvel yukarıda) geçen (Kişi, sevdiği ile beraberdir) hâdis-i şerifinden açıkça anlaşılacağı üzere; Allah dostlarını sevenler onlarla beraber olur. Onlarla beraber olan kimseler ise mahrum olmaz!
Allah-û Teâlâ, bizi ve sizi bu büyük zatların sevgisi üzerine Haşimi ve Ümmi olan Peygamber Efendimizin hürmetine daim eylesin. Ki, O’nu ananlar andıkça, gafiller de O’nu anmayı ihmal ettikçe Allah O’na salât etsin. (Her daim uyanıklar ve gafiller olacağına göre, kıyamete kadar Salât ve Selam, Nebiyy-i Haşimi Ümmi olan Efendimiz üzerine olsun) Şeyh Meyan İlahdâd’ın mektubunda, (Manevi) hallerinizden bahsetmişsiniz. Bilesin ki; bu gibi yokluklar ve sıkıntılar, bu yolun yolcularının başına çoğu kez gelebilir.
Her ele geçen şeyle yetinmeyip, yüksek himmetli olman gerekir.
Hayallerinizle başkaları yetinse bile,
Ben oyum ki, yetinmem visalin ile…
Bu taife (Ehlûllah) ile sohbet etmek, (Bu büyüklerle birlikte bulunmak) Dinin gereklerindendir. Sübhan olan Allah bizi onların sohbetlerinde daim kılsın.
Aşk sarhoşlarıyla ol, mey yoksa da koku geçer.
Koku dahi olmasa, onları görmek de yeter.

Dünyevi ve Uhrevi Saadetin Başı 235. MEKTÛB
Bu mektup, Molla Abdülğafûr es-Semerkandî, Hâcı bey Ferketi ve Hâce Eşref Kâbilîye yazılmışdır. Mektup; bu yolun büyüklerini sevmenin, dünya ve âhiret saadetinin sermayesi olduğu ve bununla ilgili konular hakkındadır.
Allah-û Teâlâ’ya hamd, Habibine salât edip duaları da ilettikten sonra, hakiki dostlara ve gerçekten özleyenlere (Bizi görmeye can atan sevenlerimize) malum olsun ki, sevgi ve muhabbetinizin çokluğunu ve bir an önce kavuşmak istediğinizi haber veren kıymetli mektuplarınızın gelişi, bizleri çok sevindirdi. Allah-û Teâlâ, sizi bu muhabbet üzere sabit kılsın.
Size gereken şey; Bu muhabbet üzere istikamet ve devam üzere olmayı, Sübhan olan Allah-û Teâlâ’dan istemenizdir. Hem de Ehlûllah’a olan bu muhabbetin, dünyevi ve uhrevi saadetin başı olduğunu bilerek ve buna inanarak…
(Ehlûllah’ı sevmek çok önemlidir, zira) Şer’i hükümleri işlemeye muvaffak olmak bu muhabbetin neticesidir. Batıni cemiyeti tahsil etmek, (gönül birliğini kalp huzurunu temin edip, kalbin her an Allah-û Teâlâ ile olması) dahi bu muhabbetin bir meyvesi neticesi ve Dünyanın bütün karanlıkları, sıkıntıları ve zulmetleri insanın içine, gönlüne dökülse, eğer bu muhabbet (gönülde) bulunuyorsa, asla gamlanmamak ve hiç üzülmemek gerekir. Hatta bırak üzülmeyi, gönlünde Allah Dostlarının sevgisi var diye ümitvar olmak gerekir. (Ancak, bunun tam aksi) Dağlar misali nurlar ve manevi haller kalbe akıtılsa, ama bu (Allah Dostlarına olan) muhabbetten kıl kadar eksilmiş olsa, bunun perişanlıktan ve felâketten başka bir şey olmadığını bilmelidir. Ve bunu istidrac saymak gerekir. İstidrac; Allah’a isyanda çok ileri giden kâfir ve fâsıklarda görülen harikulâde ve olağanüstü haller sebebiyle isyanlarını daha da artırıp sonunda helâk olmalarıdır. Yunan filozofları, Hint fakirleri ve Uzakdoğu rahiplerinde görülen bazı kerametvâri haller de istidrac kabilindendir.
İmam-ı Rabbanî Hazretleri buyurmuştur ki: “Kişi Müslüman dahi olsa, Allah’ın emirlerinden ve Ehli Sünnet itikadından kıl kadar ayrılan kimselerde görülen bütün manevi haller ve zevkler de istidractır.
Bu muhabbet ipine sımsıkı sarılarak meşguliyetinize devam edin. Bu kıymetli ömrü faydasız, boş işlerle zâyi etmeyin!
İmâm-ı Rabbâni Hazretleri bu mektubu, Muhammed Sâdık-ı Keşmirî’ye yazmıştır.
Mektup; Bu yolun büyüklerini tanımak sonucu ortaya çıkan muhabbetin, Allah-û Teâlâ’nın en büyük nimetlerinden olduğunu beyan etmektedir.
Kamil bir muhabbetten ve aşırı sevgiden haber veren, beklenen mektubunuz ulaştı. Bunun için Sübhan olan Allah’a şükürler olsun.
Bu yolun büyüklerini tanıma sonucunda ortaya çıkan muhabbet, Allah-û Teâlâ’nın nimetlerinin en büyüklerindendir. Bu nimetle şereflenmek ne büyük bir saadettir. Şeyhu’l-İslam Herevi Kuddise Sirruhu demiştir ki:
“İlâhî! Veli kullarını nasıl bir cihet üzere yarattın ki, onları bilen seni bulur. Sen’i bulamayan ise onları bilemez.” Bu yolun büyüklerine, Allah’ın veli kullarına buğz etmek öldürücü bir zehirdir. Ve onlara dil uzatmak kötü söz söylemek, ebedi mahrumiyete sebep olur. Böyle bir belaya düçâr olmaktan, Allah Sübhanehü bizi ve sizi kurtarsın. Şeyhu’l-İslâm (Naz makamında Allah-û Teâlâ ‘ya dua ederken) buyurdu ki:
“Ya Rabbi! Her kimi (felâkete) düşürmek dilersen, Onu aleyhimize düşür. Yani: onu gıybetimizi yapmaya ve bizi ayıplamaya düşür.” (Allah dostlarının aleyhinde ileri geri konuşan, onlara dil uzatıp kötü söz söyleyen, zaten belanın en büyüğünü bulmuş demektir ki, asla iflah olmaz.)
Hakkın ve has kullarının yardımı yoksa
Tehlikededir kişi, velev ki Melek olsa.
Allah-û Teâlâ’nın, yenilemekle seni nimetlendirdiği Allah dostlarına intisap etmeyi, büyük bir nimet olarak kabul etmen ve Sübhan olan Allah’tan bu hal üzere istikamet istemen gerekir.
Selam olsun, hidayete tabi olanlara ve Muhammed Mustafa’nın yoluna sımsıkı sarılanlara… Salâtlar ve selamlar Onun ve ehlinin üzerine olsun.

arifandergisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://musallin.yetkinforum.com
 
Ehlûllaha Muhabbetin Fazileti Buğzetmenin Felaketi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR :: ~İNNED DİNE İNDALLAHİ İSLAM ~ إن الدين عند الله الإسلام~ :: Tasavvuf-
Buraya geçin: