?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Halit Ertuğrul
tarafından sahra Çarş. Haz. 24, 2009 7:55 pm

» Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 10:12 pm

» Ölüm Geliyorum Diye Davetiye Basmaz....!
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 9:44 pm

» Anket Eklemek!!
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 9:40 pm

» Foruma Video Eklemek
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 8:59 pm

» MEHMET ÂKİF ERSOY
tarafından Güllere_Vurgunum Cuma Nis. 24, 2009 10:28 pm

» İmam-ı Azam Ebû Hanîfe
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 10:07 pm

» İsmail el-Buhari (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:39 am

» Hz. Ali (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:35 am

» Hz. Ömer (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:28 am


Paylaş | 
 

 LALEZARDIR GÖNLÜM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FAKİR
Administratör
Administratör
avatar

Mesaj Sayısı : 126
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 13
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 06/01/09

MesajKonu: LALEZARDIR GÖNLÜM   Perş. Ocak 29, 2009 2:44 am



LALEZARDIR GÖNLÜM


Derin okyanuslar dökülür yapraklarından.. yağmur koşar yüreğine.. sessiz sedasız anılar gelir uzaklardan… sevda düşer üzerine…


Altın renkli cemreler vuslat adına kucaklaştımı toprakla, hiç bir şafak ona buseler kondurmadan uyandırmaz gün ışığını… hoyrat rüzgarlar inzivaya çekildimi, soğuk mevsimlerden ılık meltemler sarar ince bellerini… inceciktir yürekleri de tıpkı belleri gibi… ipekten tenleri vardır yapraklarının gün ışıdımı pırıltılar dans eder üzerinde,denizin mavisine vuran güneş ışıkları gibi…


Nisanın ilk gözağrısıdır onlar… nisanın ilk vakitleri deydimi narin kirpiklerine, uyanıverirler uzun bir çift yeşil kucağın arasından..


Her sabah tanyeri al bir laleden alır rengini… ak laleler kışları saklar belki içlerinde. Sarı entarili laleler,en çok çocukları hatırlatır bana… o kadar masum okadar sıcak…


İnce bellerinden iki kanat gibi uzanır boylu boyunca iki yaprak… onlarla kanatlanırlar sanki başka iklimlerin başka zamanların renklerine… başka diyarların seslerine…


Gururlu bir duruşları vardır… asalet onlarda yaşar sanki… ne mevsim rüzgarlarını dinler, ne de boyuna yağan nisan yağmurlarını… hiç ümidini kaybetmeyen ıslak yürekleri vardır sanki solmayan hüzünlerde bile…


Bütün çiçekler kendi dillerince konuşur… dillerinden anlayanlar… onları hep dinler de bir tek laleler susar gibi gelir bana… yüreğini açsan biraz, hiç ses vermezler sanki… suskunluğunda saklıdır sırlar, sevgiler,unular… aslında söyleyemeyeceği kadar çok şey anlatırlar… sende susup bir lale ile baş başa kalabildiğinde…


Masumluk saltanat tacını giyer birlalenin sessizliğinde… o kadar nazik ve ince yapılıdırlarki hafif bir darbede kırılırlar… o ince vücutlarıyla göğüs gererler soğuk gecelere… onların katlanılacak dikenleri de yoktur bedenlerinde…


Onlar ilkbaharın ilk düşlerinin zarif kahramanları… baharın ilk uyanışında açarlar gözlerini dünyaya… güneş iyice ısıtmadan toprağını, baharın en zor zamanında tüketirler soluklarını… en çok yaprağı ıslanan, en çok üşüyen çiçektir belki onlar… toprak onlarla, gelen baharın bedelini öder sanki… Zaman büyütmez nedense onları… yıllar geçse de dallanıp budaklanamaz dallarında açamazlar çiçeklerini… hep narin ince ama suskun ve asil… hassas bir gönülleri vardır onların… ince ruhlar, ince ruhlular gider bulurlar onları…


Dua eden avuçların yan yana dizilişine benzer toprak üzerinde boylu boyunca uzanışları… her nedense suskun dualar boy verir duyulmayan seslerinde… sessizdir Rabbime zikirleri… Her çiçek dokundumu güneş tenlerine, açılıp salarlar yapraklarını doğan güne… oysa onların yaprakları kapalıdır hep… içinde gizli hasretler saklarlar sanki..görülmemiş servetler büyütürler sevgiye dair… bu gizem hep alır götürür beni uzaklara… sanki yalnızca kendi kalplerine gömerler sevinçlerini de acılarını da… mütevazıdır alımlı duruşları… ince nağmeli kelimesiz nice şiirler okurlar gecelere… belki bir tek hilal dinler, yakamozlar duyar seslerini… kaç kış baharı buluyor kimbilir yapraklarının ılık dokunuşunda… kaçıncı umut yeşilleniyor kimbilir içimde dalgalanışlarınnda… öyle kısa ki onlara bahşedilen ömür, kalplerindekilerini anlatmaya yetmiyor..kelebek ömürlü güzeller… ayrılık hazanları, vuslat heyecanları ve gönül yaraları… özlemler yalnızlıklar… hep anlatamadıklarıyla beraber geçen zamana karışıp toprak olurlar… oysa gecelerden sabahlara taşan nice kelimeler nice hikayeler vardır kapalı yapraklarının arasında…


Nisan, onların aşkına türkü yakar yağmurlarınınmırıltısında… yıldızlar her gece sabaha yakın zamanlarda onları izlemeye iner yeryüzüne… toprak, kızını gelin eden bir ananın buruk sevinciyle izler, bir kış boyunca bağrında sakladığı evlatların çiçek açışını… rüzgar serin nağmelerle serenata başlar hafifçe okşarken yapraklarını… ama onlar yine susarlar… alımlı salınışından anlarlar ona sevdalananlar ne anlatmak istediklerini.


Evet sarhoş eden kokuları yoktur onların..hanımeli gibi görmeden varlığını anlayamazsın kokuları yayılmaz metrelerce öteye… kokuları kadife renklerinde saklıdır belki içlerinden söyledikleri türkülerin satırlarında belki…


Yalnızlık… yalnızlık ve sessizlik ne kadarda yakışır birbirine… oysa onların yalnızlığa ne yürekleri dayanız ne bulut yanaklı yaprakları… yalnızlık ölümleridir beklide onların… yalnız başına bir güle rastlayabilirsiniz. Bir zambağa… ama tek başına yaşayan bir laleyle rastlamanız düşük bir ihtimaldir kalabalık bir aile gibi yaşarlar onlar… sıkı dostlukları hatırlar hep bana…


Hayat hiç kimseyi konuşup kırmayacak kadar kısa ve kıymetlidir onlar için.. hiçbir kalbi kırmadan sahiplerine kavuşurlar… görülmemiş rüyaları, söylenmemiş sevdaları kalplerinde gelecek nisana kadarsaklı tutarlar.kelebek ömürlü yarenler. Sevdaları bir tek nişsanadır sanki… nisan mayısın yollarını gözlediğinde, onlar çoktan toprağa karışmış olurlar… doğumları gibi ölümleri de sessiz olur ve toprak sımsıcak kucağını açar şefkatli bir ana gibi… onlar da belki birtek toprağa anlatırlar yeryüzündeyken anlatamadıklarını...


Gün yeni yeni salınırken tanyerinde, bir damla düşüyor mavi bulutlardan al bir lalenin yanağına.işte hayat bu damlada gizleniyor... sevgi de şefkatte bu damlayla bu yaprakta mühürleniyor…


Sen ıslak yanaklı bir laleye sokuldunmu hiç… usulca avuçlarına alıp ince belini, içine çektin mi suskunluğunu… onun güzelliği serin rüzgarlarla doldumu içine… o güzellik karşısında bir damla yaş kirpiklerinden yol bulup onun yüreğinde durakladı mı? Dudaklarının bir busesi var mı bir lalenin kadife yaprağına dokunmuş? bağrına bastınmı biir lalenin ince kalbini… sevgiye akan bakışlarını buldunmu onu izlerken…


Kaç gönül kaldı ki saksısında laleler büyüten? kaç gönül gözü kaldı ki onların gözlerinde kilitlenen?


Sevgini yeryüzündeki renkleri çiçekler… baharın sevgilisi nisanın ilk aşkı… masumluğun sultanı… sessizliğin hilkati laleler…


Hazan bahçesinde umut yetiştirenler… dokunuşlarında sevgiye şiirler yazanlar… lale vaktinde laleler gibi dirilip duaya duranlar… yürek topraklarına lale soğanları ekenler… dört mevsim içlerindeki gökyüzünden çiçek kokulu yağmurlarla, lale sulayanlar…


Bir avuç lalenin mavi gölgesinde, kocaman yüreklerini dinlendirebilenler… lalenin suskunluğunda suskunluğunu bozabilenler… işte bir tek onlar duyabiliyorlar lalelerin sessiz türkülerini ve kalplerinde toprağa götürdükleri yağmur renkli gizemini…

Zuhal GEDİK
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://musallin.yetkinforum.com
 
LALEZARDIR GÖNLÜM
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR :: MUSALLİN ÖZEL :: Serbest Köşe-
Buraya geçin: