?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Similar topics
En son konular
» Halit Ertuğrul
tarafından sahra Çarş. Haz. 24, 2009 7:55 pm

» Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 10:12 pm

» Ölüm Geliyorum Diye Davetiye Basmaz....!
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 9:44 pm

» Anket Eklemek!!
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 9:40 pm

» Foruma Video Eklemek
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 8:59 pm

» MEHMET ÂKİF ERSOY
tarafından Güllere_Vurgunum Cuma Nis. 24, 2009 10:28 pm

» İmam-ı Azam Ebû Hanîfe
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 10:07 pm

» İsmail el-Buhari (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:39 am

» Hz. Ali (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:35 am

» Hz. Ömer (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:28 am


Paylaş | 
 

 seçme yazılar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
elensar
Yeni Üye
Yeni Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 38
Nerden : istanbul
Teşekkür Et : 0
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 2
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 09/01/09

MesajKonu: seçme yazılar   Cuma Ocak 09, 2009 1:36 pm

Taşları utandırdığın yetti; al kalbini, git cehenneme odun ol!


Taşlar sözünde durur. Nereye koyduysak, öylece kalır orada. Yerinde ağırdırlar. Hangi biçimi verdiysek, sadık kalır yonttuğumuz haline. Beklerler bıraktığımız yerde bizi. Kaypaklık etmezler. Dönmezler verdikleri sözden. Ama senin kanlı dudağından çıkınca söz , "söz" olduğuna utanıyor.
"Dönmek" bile dönüyor anlamından. "Cayma" kelimesi kendi yüzüne bakamaz hale geliyor. Senin durduğun yere ayakucuyla bile girmekten korkuyor vaadler. Fırıldakların başı dönüyor senin dönekliğine bakınca..

Güvenilir taşlara. Emniyet verirler. Yaslanırız kucaklarına. Sırtımızı dayarız hiç kuşkulanmadan. Omuz verirler umutlarımıza. Sert olmaya serttirler ama güleç yüzlerini gösterirler duvar oldukları odalara. Olduğu gibi görünür, göründüğü gibi dururlar. Ama senin yüzün duvardan da duvar... Soğuk. Isınmıyor. Sırtımızı dönmeye gelmiyor. İnsafın kelimesine bile oda olamıyor kalbinin katılığı. Aldatıyor "aldanma"yı bile. Kancık köpeklerin kuyruğuna kuyruk oluyor kanla çapaklanmış kirpiklerin.

İnsaflıdır taşlar yine de. Sular dokununca sırtına, eğilir, erir, yol olurlar. İncecik kökler değince ayak uçlarına, bölünür, dağılır, toprak olurlar. Tazecik filizler dokununca omuzlarına, dönüp bakar, yol verir, çatlayıverirler ortasından. Göz göz pınarlaşır yumuşacık dudaklara değesice. Dereler boyu yoldaşlık eder su serinliğine. Ama senin şom ağzından kin ve nefret akıyor. Senin yüzünü görünce tebessümler donuyor, umutlar kaskatı kesiliyor. Kalbin insafı un ufak ediyor, kovuyor, yok ediyor. İnsaf yüzünün uğursuz kıvrımlarında boş yere yer arıyor kendine.

Çocukla çocuk olur taşlar. Kibirlenmezler. Ele avuc a gelirler. Hoplayıp zıplarlar. Sapan taşı olup sevindirirler çocukları. Çakıl gibi ufalanıp yastık olur çocukça koşmaların kıyısında. Ama senin kalbinin olduğu yerde ufalanıyor çocukça mutluluklar. Senin kalbine değen kibir de utanıyor, kin bile kirleniyor. Kalbinden taşan ateş çocuk ellerini yakıyor, bebe yüzlerini parçalıyor. Sevinçleri doğduğuna pişman ediyor.

Gölgesi olur taşların. Serinlik sunarlar yanı başına gelenlere. Ateşi perdelerler. Yangından uzak tutar evleri, odaları. Soğurur alevleri. Ama senin kalbinin gölgesi bile yok. Gölgesinin değdiği yeri bile ateş topuna çeviriyor. Azıcık serinlik vaad edec ek olsa, gölgeleri bile kıskanıyor,kavuruyor. Gölgen bile alev alev yanıyor, yakıyor.

Yapıcıdır taşlar. Üste üste koyabiliriz onları. Yerlerini bilirler. Altta kalan üstteki kardeşinin hatırını bilir. Üstteki alttakinin üstüne en fazla kendi ağırlığını bindirir. Ama senin kalbin utanmaz, arlanmaz yıkımlar pompalıyor kuruyasıca ellerine. Altta kalmaya razı değilsin, nefret üstüne nefret yığıyorsun. Üste çıkınca hepten azıyorsun. "Ayak yolu"na bile döşenmez senin kalbin. Basmaya bile değmez üstüne. Daha ayakkabılarım değmeden kirletiyor, pislik püskürtüyor suratından.

Hatır bilir taşlar. Toprağımızı beklerler. Kabrimizin başında nöbet tutarlar. Adımızı kazısak üzerlerine, unutmaz, unutturmazlar. Yüzümüzü yontsak yüzlerine, kansız da olsa, cansız da olsa, gülümserler, bakarmış gibi yaparlar. Enselerini dönmezler yüzlerimize. Tükürmezler. Ama senin kalbin ne bebek ağlayışına kanar, ne anne çığlığına yanar. Soğuğu bile titretir senin kalbin, buzları buz kestirir. Balgam bile iğrenir taş kesilmiş kalbinin ifrazatından.

Utanır taşlar. Çeşme olup ağlarlar. Kıvrana kıvrana yola düşerler. Kaldırımlarda kimsesizlere yoldaşlık ederler. Köprü altlarında yetimlere teselli sunarlar. Çıplak ayakları yumuşacık, sıcacık okşarlar. Ama senin kalbin taşları bile utandırır. Senin kalbin taşların başını yarar, taşları korkutur. Senin kandan heykelin, senin ateşe kesilmiş etin taşların kalbini çatlatır, yuvalarından kaçırır.

Değil mi ki senin soyundan kimilerinin cürümleri, katı taşlardan daha da katı etmişti kalpleri, soyun gibi sen de taş ol! Değil mi ki, taşın Yaradan'ı, kalplerin Yaradan'ı, senin ve kimi atalarının kalplerini örnek gösterdi katılıkta taşlara, o ataların gibi sen de defol! Değil mi ki, taşlar sağırlıkta, soğuklukta, duyarsızlıkta geri kaldı soydaşın zalimlerin kalplerinin yanında, sen de yok ol!

Kalbini uzak tut taşların başından... Taş ol. Kalbini sök ve al bizimkilere benzeyen bağrından. Al , o çaresiz çocukların attığı taşlardan birini de kalbinin yerine koy. Def ol yeryüzünden, ufalanıp toz ol! Çek o utanç heykeli yüzünü aynalarımızdan. Bizimkini andıran, "insan" sanılan, kokuşmuş cesedinin içinden kaç. Yok ol!

Senin taş kalbinden merhamet umanlar taş olsun. Senin alev kesilmiş dudağının ateşkesine inananlar ateş olsun. Çekil aramızdan.. . Uzak dur göğümüzden. Al ,o tedavülden kalkmış "insan"lığını. Al, o taşları utandıran kalbini de, git, göğsündeki taşınla, soyunu da utandıran kahrolası "insan"lığınla cehenneme yakıt ol!

İçim serinliyor ilk defa cehennemin varlığından. Haykırdım kaç kere: "Seni seviyorum cehennem..." Sayende.. Sayende. Senin sayende...

SENAİ DEMİRCİ
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
la edri
Administratör
Administratör


Kadın Mesaj Sayısı : 259
Nerden : .
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 69
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 07/01/09

MesajKonu: Geri: seçme yazılar   Cuma Ocak 09, 2009 4:33 pm

bu yazıyı okuyunca taş kalpli deyimini kullandığım yerler zihnimde toplandı...! Taş ne masummuş insanın kendini zayi ettiği durumlarda...

Dünyanın en güzel nimetlerini imrendirecek insanlık yaşamak duasıyla inşallah..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
elensar
Yeni Üye
Yeni Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 38
Nerden : istanbul
Teşekkür Et : 0
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 2
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 09/01/09

MesajKonu: Geri: seçme yazılar   Salı Ocak 13, 2009 9:37 pm

Şuan saatin kaç olduğu ve nerede olduğum önemli değil,sokaklar karanlık hava soğuk. Bazen hayatın kirini beyaz bir örtü saklar mevsimi gelince... ama Simsiyah bir Gece...

Etrafta kim var ne yapıyorlar umrumda değil beynim, kalbim Yorgun dinlenmeye bile gücüm yok.!! gitmek istiyorum çok uzaklara seslerden kelimelerden soğumuş yüreklerden bu kararmış yaşamdan kaçmak istiyorum,gitmem gerek.Ne bir özleyenim olsun nede arayanım artık merak edilmek bile sıkıyor,görmemeli kimse beni duymamalı bilmemeli bu Sesi..heryer de bir gürültü anlamı olmayan heryerde bir Yürek ağıdı dermanı olmayan heryerde boş sözler çıktımı geri dönemeyen işte beyhude geçiyor yıllar geride elde kalan bir avuç Yalan,nasıl acıtıyor bu insanın canını tarifi Yok..

Hüzün dolu Geceler bitmek bilmiyor,karanlık gün ışığını kabullenemiyor..Sessizlikten korkardım eskiden şimdi ise gürültüden korkar oldum uğultulardan,Hayat zor her kul açısından alınıp verilen her nefesin hesabı kesilir ödenmesi çok Ağır ama affıda olan.İsteyipte meşguliyetlerden Şükredememek ne kadar Zor,Bir gün gelir anlamsız bir şeye gülerken ertesi gün anlamsız bir şeye Ağlamak ne Garip..Herkesin bir derdi var sorsan bin ahh duyacağın hazırda bekleyen birkaç damla gözyaşıyla süslediğin,ve yine suçu Bedenindeki Canın sahibine attığın ne çok dert tasa var.

Birde arasıra unuttuğumuz,Karanlık köşelere saklanmış,birçok adı olan,rengini siyahlaştırdığımız Ölüm..o nerde peki? kurumuş bir çiçek te unutulmuş bir selamda uzaktaki küçük dağda ve ağızdan çıkan her Yalanda ,işte buldum seni Siyah sobee çık artık o köşeden sende bul beni..
Yine Masal dinlemek istiyorum içinde Hertürlü hayalin olduğu iyinin kötüyü yendiği Mutlu Son la biten,oyunlarımı istiyorum cansız altın saçlı bebekleri..Niye özlüyorum o günlerimi halbuki ben istedim böyle olmasını ben hazırladım biz hazırladık bu Son'u.!! Tek şeyi öğrendim Büyümeyi..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: seçme yazılar   Bugün 5:16 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
seçme yazılar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» GAZETEYE YAZI YAZMA
» Bir Sürü Font (yazı biçimi)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR :: MUSALLİN ÖZEL :: Serbest Köşe-
Buraya geçin: