?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Halit Ertuğrul
tarafından sahra Çarş. Haz. 24, 2009 7:55 pm

» Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 10:12 pm

» Ölüm Geliyorum Diye Davetiye Basmaz....!
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 9:44 pm

» Anket Eklemek!!
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 9:40 pm

» Foruma Video Eklemek
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 8:59 pm

» MEHMET ÂKİF ERSOY
tarafından Güllere_Vurgunum Cuma Nis. 24, 2009 10:28 pm

» İmam-ı Azam Ebû Hanîfe
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 10:07 pm

» İsmail el-Buhari (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:39 am

» Hz. Ali (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:35 am

» Hz. Ömer (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:28 am


Paylaş | 
 

 Ölümü sıklıkla düşünür müsünüz?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
elensar
Yeni Üye
Yeni Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 38
Nerden : istanbul
Teşekkür Et : 0
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 2
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 09/01/09

MesajKonu: Ölümü sıklıkla düşünür müsünüz?   Cuma Ocak 09, 2009 1:53 pm

İnsanı dinden uzaklaştıran ve tutkularının peşinde koşturan aldanmaların başında, ölümü unutmak gelir. Oysa hem insan, hem içinde yaşadığı evren ölümlüdür. İnkarcıları bunlardan sonra bekleyen yer ise çok daha korkunçtur; ebedi cehennem azabı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
elensar
Yeni Üye
Yeni Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 38
Nerden : istanbul
Teşekkür Et : 0
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 2
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 09/01/09

MesajKonu: Geri: Ölümü sıklıkla düşünür müsünüz?   C.tesi Ocak 10, 2009 1:47 pm

"Her can ölümü tadıcıdır" (Âl-i İmrân, 3/185);
"Onlar için bir ecel tayin ettik ki onda hiç şüphe yoktur" (el-İsrâ, 17/99); Biz senden önce de hiçbir beşere dünyada ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar baki mi kalacaklardır?" (el-Enbiyâ, 21/34);
"Yer yüzünde bulunan her canlı fanidir" (er-Rahmân, 55/26).
"O, hanginizin daha güzel amel yapacağınızı denemek için ölümü de dirimi de takdir edip yaratandır" (el-Mülk, 67/2).
"Nerede olursanız olun, tahkîm edilmiş yüksek kalelerde bile bulunsanız ölüm sizi bulur" (en-Nisâ, 4/7
Bir gün bakarsın ki, ölüm baygınlığı gerçek olarak gelmiş "işte bu, senin kaçıp durduğun şey" denilmiştir" (Kâf, 50/19).
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
elensar
Yeni Üye
Yeni Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 46
Yaş : 38
Nerden : istanbul
Teşekkür Et : 0
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 2
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 09/01/09

MesajKonu: Geri: Ölümü sıklıkla düşünür müsünüz?   Paz Ocak 18, 2009 1:08 am

Dışarıdan Görünen
Ölüm



Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı
zaman, "Son müdahaleyi yapacak kim" denir. Artık gerçekten, kendisi de bir
ayrılık olduğunu anlamıştır. (Ölüm korkusundan) Ayaklar birbirine
dolaştığında; O gün sevk, yalnızca Rabbinedir. (Kıyamet Suresi,
26-30)





Ölüm anında ruh, bu dünyadaki insanların içinde yaşadıkları
boyuttan ayrılırken, geride cansız bedenini bırakır. Deri değiştiren
canlılar gibi, bu dünyadaki bedenini geride bırakır ve asıl hayatına doğru
ilerler.



Ancak geride kalan bedenin hikayesi de anlamlı ve önemlidir.
Özellikle bu bedene hayattayken gereğinden fazla değer verenler
için.



Peki öldükten sonra bu bedenin başına neler geleceğini ayrıntılı
olarak
düşündünüz mü hiç?

Bir gün öleceksiniz. Belki hiç beklenmedik bir şekilde. Ekmek
almak için bakkala giderken yolda biraraba tarafından çiğneneceksiniz. Ya
da amansız bir hastalık hayatınıza son verecek. Veya bir anda kalbiniz
atmaktan vazgeçecek.



Böylece ölümü tatmaya başlayacaksınız.



Bu andan itibaren de, bedeninizle hiçbir ilişkiniz kalmayacak.
Hayat boyu "ben" dediğiniz ve sahiplendiğiniz o beden, sıradan bir et
parçası haline gelecek. Ölümünüzle birlikte bedeninizi başka insanlar
taşımaya başlayacaklar. Etrafta ağlayanlar, "daha dün buradaydı", "dağ
gibi adamdı" diyenler olacak. Sonra o bedeni alıp evin bir odasına, belki
de morga koyacaklar. Orada bir gece bekleyecek. Ertesi gün gömme işlemleri
başlayacak. Cansız bedeni alıp gasilhaneye götürecekler. Görevli, kaskatı
kesilmiş olan bedeninizi soğuk suyla
yıkayacak. Ancak bu aşamada ölümün
izleri de bedende aşikar hale gelecek. Morarmalar başlayacak.



Daha sonra bedeni beyaz bir bezle, kefenle saracaklar. Sonra da
tahta tabuta koyup üstüne yeşil bir örtü örtecekler. Cenaze arabası
gelecek, tabutu devralacak. Araba mezarlığa doğru ilerlerken, yolda hayat
devam edecek. Bazı insanlar cenaze geçiyor diye saygı gösterecek, çoğu
kendi işine bakacak. Sonra mezarlığa gelinecek. Tabut, sizi sevenler ya da
seviyor gibi görünenler tarafından ellerde taşınacak. Etrafta muhtemelen
yine ağlayanlar, sızlananlar olacak. Sonra o kaçınılmaz yere, mezara
gelinecek. Üstünde sizin isminiz yazılı... Bedeni tabuttan çıkarıp beyaz
kefenle birlikte mezarın içine atacaklar. Dualar okunacak. Ve sonra son iş
yapılacak. Ellerine kürek alanlar, beyaz kefenin içindeki bedenin üzerine
toprak atmaya
başlayacaklar. Kefenin ağzını açıp içine de toprak
atacaklar. Ağzınıza, burnunuza, boğazınıza, gözlerinize topraklar dolacak.
Topraklar yavaş yavaş kefeni örtecek. Biraz sonra işleri bitecek ve
gidecekler. Mezarlık her zamanki derin sessizliğine bürünecek. Gidenler,
kendi hayatlarına geri dönecekler, ama gömülen beden için artık hayatın
hiçbir anlamı kalmamış olacak. Dünyadaki hiçbir güzellik, hiçbir güzel ev,
güzel insan, güzel manzara artık o beden için bir şey ifade etmeyecek.
Bedeniniz, hiçbir dostunuzla artık görüşemeyecek. Beden için var olan tek
şey, artık yalnızca toprak ve onun içindeki bakteri ve kurtlar olacak.






Öldükten Sonra Ne Hale Geleceğinizi Hiç
Düşündünüz mü?



Zaten gömülmenizle birlikte bedeniniz hem içten hem de dıştan
gelen etkilerle hızlı bir parçalanma sürecine girecek.




Vücutta oksijen kalmayacağından, bir süre sonra mikroplar
faaliyete geçerek bedene yayılacaklar.



Karında toplanan gazlar cesedi şişirecek ve bu şişlik vücudun her
tarafına yayılarak, bedeni tanınmaz hale getirecek.



Bundan sonra gazın diyaframa yaptığı basınçtan dolayı ağızdan ve
burundan kanlı köpükler gelmeye başlayacak.



Çürüme ilerledikçe kıllar, tırnaklar, avuç içleri ve tabanlar
yerlerinden ayrılacaklar.



Bu dış değişmeyle beraber, iç organlarda da (akciğer, kalp ve
karaciğerde) çürüme başlayacak.



En korkunç olay ise bu noktada gerçekleşecek; karın bölgesinde
toplanan gazlar deriyi zayıf noktasından patlatacaklar ve bedenden
tahammül edilmez derecede pis kokular yayılacak. (Ölü insan kokusu,
dünyanın en iğrenç kokusudur.)



Bu süre içinde
kafadan başlamak üzere, adaleler de yerlerinden
ayrılacak.



Cilt ve yumuşak kısımlar tamamen dökülecek ve iskelet gözükmeye
başlayacak.



Beyin tamamen çürüyecek ve kil görünümünü alacak, kemikler
bağlantılarından ayrılacak ve iskelet dağılmaya başlayacak...



Bu olay, ceset bir toprak ve kemik yığını haline gelene kadar
böylece devam edecek.



"Ben" sandığınız bedeniniz böylelikle korkunç ve iğrenç bir
şekilde yok olacak. Geride kalanlar sizin için "helva"lar yapıp yerken,
topraktaki tüm kurtlar, böcekler ve bakteriler sizin etlerinizi
kemirecekler.



Eğer bir kaza sonucunda ölür de, gömülmezseniz, o zaman çok daha
feci bir manzara ortaya çıkacak. Bedeniniz, sıcak havada açıkta kalmış bir
et gibi, kurtlanacak, birkaç gün içinde bir kurt yumağı haline dönüşecek.
Kurtlar, son et
parçasını da yiyene kadar iskeletin kıvrımları arasında
dolaşacaklar.



Böylece "en güzel bir biçimde" yaratılmış olan insan hayatı,
olabilecek en korkunç biçimde sona erecek





Peki neden?

İnsan vücudunun öldükten sonra bu hale getirilmesi Allah'ın
dilemesiyledir. Ve bunun çok büyük bir anlamı vardır. İnsan, kendisinin
aslında beden olmadığını, bedeninin yalnızca kendisine giydirilmiş geçici
bir kılıf olduğunu, bu korkunç sonu görerek anlamalı, bedenin ötesinde bir
varlığı olduğunu hissetmelidir. Kendini "et ve kemikten" ibaret sanan
insana, bunun bir aldanış olduğunu kavratmak için böyle çarpıcı ve ibret
verici bir son hazırlamıştır.



İnsan, bedeninin ölümüne bakmalı, bu geçici dünyada adeta sonsuza
kadar kalacakmış gibi sahiplendiği ve bütün arzularına boyun eğdiği
bedeninin akıbeti
hakkında düşünmelidir. O beden toprağın altında
çürüyecek, kurtlanacak ve iskelete dönüşecektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
FAKİR
Administratör
Administratör


Mesaj Sayısı : 126
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 13
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 06/01/09

MesajKonu: Geri: Ölümü sıklıkla düşünür müsünüz?   Ptsi Ocak 19, 2009 9:52 pm

Ölüm yokluk mudur?


Ölüm ruhun bedenden ayrılma olayıdır. Ölen ruh değil, bedendir. İnsan ise asıl olarak ruh demektir. Beden onun hanesi yahut elbisesi hükmündedir. Elbisenin değişmesiyle, yahut parçalanması, yok almasıyla kişinin varlığına bir zarar gelmez. Bu dünya hayatında bize bu bedeni giydiren ve kainatla olan münasebetimizi böylece kuran Rabbimiz, bizi bu alemden göç ettirdiğinde ruhumuzu bu elbiseden ayırmakta, bu binadan çıkarmaktadır. Berzah dediğimiz kabir hayatından sonra, insanlar ebedi bir hayat için yeniden diriltildiklerinde, yani ruhlara o aleme uygun bedenler verilecektir. Ölüm yokluk değildir. Hiçlik değildir.

Bu konuda Nur Külliyatından şu hikmet dersini aktarmak isteriz:

İnsan-ı mümine nur-u iman ile gösterir ki: Mevt, idam değil; tebdil-i mekândır. Kabir ise, zulümatlı bir kuyu ağzı değil; nuraniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünya ise, bütün şaşaasıyla âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Elbette zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana çıkmak ve müziç dağdağa-i hayat-ı cismaniyeden âlem-i rahata ve meydan-ı tayeran-ı ervaha geçmek ve mahlukatın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp huzur-u Rahmana gitmek; bin can ile arzu edilir bir seyahattir, belki bir saadettir. (Sözler, 204)

Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir inidam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i Ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksandokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır. (Mektubat, 226)

Nasılki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir iledir; öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir. Çünki en basit tabaka-i hayat olan hayat-ı nebatiyenin mevti, hayattan daha muntazam bir eser-i sanat olduğunu gösteriyor. Zira meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların mevti; tefessüh ile çürümek ve dağılmakla göründüğü halde, gayet muntazam bir muamele-i kimyeviye ve mizanlı bir imtizacat-ı unsuriye ve hikmetli bir teşekkülât-ı zerreviyeden ibaret olan bir yoğurmaktır ki, bu görünmeyen intizamlı ve hikmetli ölümü, sünbülün hayatıyla tezahür ediyor. Demek çekirdeğin mevti, sünbülün mebde-i hayatıdır; belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi, hayat kadar mahluk ve muntazamdır.

Hem zîhayat meyvelerin yahut hayvanların mide-i insaniyede ölümleri, hayat-ı insaniyeye çıkmalarına menşe olduğundan; "o mevt, onların hayatından daha muntazam ve mahluk" denilir.

İşte en edna tabaka-i hayat olan hayat-ı nebatiyenin mevti; böyle mahluk, hikmetli ve intizamlı olsa, tabaka-i hayatın en ulvîsi olan hayat-ı insaniyenin başına gelen mevt, elbette yer altına girmiş bir çekirdeğin hava âleminde bir ağaç olması gibi, yer altına giren bir insan da, Âlem-i Berzahta, elbette bir hayat-ı bâkiye sünbülü verecektir. (Mektubat,8)


sorunarla islamiyet


En son FAKİR tarafından Ptsi Ocak 19, 2009 10:21 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://musallin.yetkinforum.com
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Ölümü sıklıkla düşünür müsünüz?   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ölümü sıklıkla düşünür müsünüz?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR :: MUSALLİN ÖZEL :: Serbest Köşe-
Buraya geçin: