?
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Halit Ertuğrul
tarafından sahra Çarş. Haz. 24, 2009 7:55 pm

» Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 10:12 pm

» Ölüm Geliyorum Diye Davetiye Basmaz....!
tarafından FAKİR Paz Nis. 26, 2009 9:44 pm

» Anket Eklemek!!
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 9:40 pm

» Foruma Video Eklemek
tarafından LiSeLiM C.tesi Nis. 25, 2009 8:59 pm

» MEHMET ÂKİF ERSOY
tarafından Güllere_Vurgunum Cuma Nis. 24, 2009 10:28 pm

» İmam-ı Azam Ebû Hanîfe
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 10:07 pm

» İsmail el-Buhari (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:39 am

» Hz. Ali (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:35 am

» Hz. Ömer (r.a)
tarafından la edri Cuma Nis. 24, 2009 12:28 am


Paylaş | 
 

 İTİKAT (İMAN)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
la edri
Administratör
Administratör
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 259
Nerden : .
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 69
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 07/01/09

MesajKonu: İTİKAT (İMAN)   Paz Ocak 25, 2009 2:06 am

GERÇEK DİNİN ESASLARI VE BAŞLICA DİNLER


Gerçek din, Yüce Allah'ın bir kanunudur ve birtakım sağlam hükümlerin kutsal bir mecmuasıdır. Allah bunu, peygamberleri aracılığı ile insanlara ikram ve ihsan, buyurmuştur. Bu kanun, insanları hayırlı olan şeye götürür. İnsanlar, bu Allah kanununun buyruklarına kendi güzel irade ve arzuları ile uydukça, doğru yol üzerinde bulunur ve hidayete ermiş olurlar. Hem dünyada, hem de ahirette mutluluğa ve selamete kavuşurlar.


Dinler başlıca üç kısma ayrılır.


Birincisi: Hak dinlerdir. Bunlar yukardaki tarife uygun olanlardır. Yüce Allah tarafından konulup peygamberler aracılığı ile insanlara bildirilen dinlerdir. Bunlara "İlahî ve Semavî" dinler de denir.


Semavî dinlerin hepsi esas bakımından birdirler. Yalnız bazı ibadetler ve hukuk kuralları bakımından aralarında ayrılık olmuştur.
Hazret-i Adem'den Hazret-i İsa'ya kadar gelen bütün mübarek peygamberlerin insanlara bildirmiş oldukları dinler, iman esaslarında bir olup yalnız bir Allah'a iman etmeye dayalı iken, bunlar sonradan bozulmuş ve asılları kaybolmuştur. Yüce Allah en son ve en büyük Peygamberi olan Hazret-i Muhammed'i Sallallahu aleyhi ve Sellem'i bütün insanlara Peygamber olarak göndermiştir. Onun aracılığı ile de hak dinlerin en sonu ve en mükemmeli, olan İslam dinini kullarına Allahü Teala ihsan etmiştir. İşte bugün yeryüzünde hak din olarak kıyamete kadar yaşayacak olan yalnız bu İslam dinidir.


İkincisi: Asılları değişmiş ve bozulmuş olan dinlerdir. Bunlar, yukarıda söylendiği gibi asılları bakımından birer gerçek din iken sonradan bozulmuş, İlahî niteliklerini kaybetmiş olan dinlerdir.


Üçüncüsü: Batıl dinlerdir. Bunlar asılları bakımından da gerçek din ile ilgisi bulunmayan dinlerdir. Bunlar birtakım milletler tarafından ortaya konmuş olan uydurma inançlardır. Bunlarda akla ve mantığa uygun olan bazı hükümler bulunsa bile konuluşları itibariyle İlahî olmak şerefinden yoksun olup hiç bir bakımdan din kutsallığını taşımazlar. Ateşe, yıldızlara ve putlara tapan milletlerin dini bu türdendir.

(Ömer Nasuhi Bilmen : Büyük İslam İlmihali)


En son _rana_ tarafından Paz Ocak 25, 2009 2:46 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
la edri
Administratör
Administratör
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 259
Nerden : .
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 69
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 07/01/09

MesajKonu: Geri: İTİKAT (İMAN)   Paz Ocak 25, 2009 2:18 am

İslâm dini, hak dinlerin en sonu ve en olgunudur. Bu kutsal din, yalnız bir millete ve bir zamana özgü değildir. Bütün insanlara kıyamete kadar gerekli olan Allah'ın tabii dinidir. İnsanların yaratılışlarına ve yaşayışlarına tamamiyle uygundur. Bu yüce din, bir kurtuluş ve selamete eriş yoludur, bu mutluluk kaynağıdır. Allahû Teala'nın razı olduğu dindir. Cenab-ı Hak buyurmuştur:
"Allah katında din İslâm'dır." (Al-i İmran: 19)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
la edri
Administratör
Administratör
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 259
Nerden : .
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 69
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 07/01/09

MesajKonu: Geri: İTİKAT (İMAN)   Paz Ocak 25, 2009 2:22 am

İMAN VE İSLAMIN NİTELİĞİ


İman, lügat manası bakımından, bir şeye inanmak ve bir şeyi doğrulamak demektir. "Bu iş böyledir, şöyledir" diye hüküm vermektir.


Din teriminde ise, Yüce Allah'ın dinini kalb ile kabul edip Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in bildirdiği şeyleri kesin olarak kalb ile doğrulamaktır.


İmanın aslı bu olmakla beraber bir engel hal bulunmadığı takdirde kalb ile kabul edilip inanılan bu hükümleri dil ile söylemek ve şahadette bulunmak lazımdır. Çünkü inanılması gereken şeyleri kalb ile benimseyip kabul eden kimse, bunları dili ile söylemezse, onun iman durumu insanlar tarafından bilinmez, onun müslüman olduğuna hükmedilmez.


Kalb ile doğrulamak, dil ile söyleyip ikrar etmekle meydana gelen imanla beraber namaz kılmak ve oruç tutmak gibi ameller de gereklidir. Çünkü biz, bu görevleri yapmakla sorumluyuz. Bu görevleri yapmak imana kuvvet verir, imanın kalbdeki nurunu çoğaltır. İnsanı azabdan kurtarır. Yüce Allah'ın ihsan ve ikramlarına kavuşturur.


"İslâm" sözüne gelince; Lügat manası bakımından İslâm, teslim olmak, boyun eğmek ve itaat etmektir. Din teriminde ise, Yüce Allah'a ve O'nun peygamberine itaat etmek, Peygamber Efendimiz'in din adına bildirmiş olduğu şeyleri kalb ile kabul edip dil ile söylemek ve onları güzel görmektir. İslâm aynı zamanda din manasına gelir.


Gerçek din ile İslâm arasında esasta bir fark yoktur. Her gerçek din İslâmdır. Her İslâm da gerçek bir dindir; Buna müslümanlık da denir.


Allah Teala'nın dinine sadece "din" denildiği gibi, millet şeriat, İslâm ve İslâm dini de denir. Bununla beraber "İslâm" sözü, bazen güzel ameller manasında, bazen da İman manasında kullanılır. Şeriat sözü de, ibadetler ve insanlar arasındaki ilişkilerle ilgili olan hükümlerin tümünde kullanılır.

(Ömer Nasuhi Bilmen : Büyük İslam İlmihali)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
la edri
Administratör
Administratör
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 259
Nerden : .
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 69
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 07/01/09

MesajKonu: Geri: İTİKAT (İMAN)   Paz Ocak 25, 2009 2:33 am

İMAN İLE İSLAM'IN ŞARTLARI


İslâm dininde Yüce Allah'a, meleklere, Allah'ın kitablarına, peygamberlere, ahiret gününe, kaza ve kadere iman etmek esastır. Bunları bilip kabullenmek imanın temel şartıdır. Onun için imanın şartları altıdır, denilir. Bu şartlar müslümanlıkta kesinlikle mevcut esaslardır. Bunlara, inanılması zorunlu din ilkeleri denir. Bunlara inanmak mecburiyeti vardır. Bunları doğrulamadıkça iman gerçekleşemez. Bunlardan herhangi birini inkar etmek -Allah korusun- insanı hemen dinden çıkarır.


Biz bu imanımızı; "Amentü billahi..." sözlerini okumakla daima açıklıyor ve isbat ediyoruz. Bu sözleri okuyan şöyle demiş oluyor:


"Ben Yüce Allah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitablarına, O'nun peygamberlerine, ahiret gününe, kaderin (iyi ve kötü her şeyin yaratılışı) Allah'dan olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilip mahşerde (hesab yerinde) toplanmak hakdır ve gerçektir. Şahidlik ederim ki, Allah'dan başka ilah yoktur ve yine şahidlik ederim ki, Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O'nun kulu ve peygamberidir."


İslâmın şartları ise, beştir. Peygamber Efendimiz'in bir hadislerinin manası şudur: "İslâm dini beş şey üzerine kurulmuştur: Şahadet sözünü getirmek (Eşhedü en lâ İlahe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abduhu Resûlüllah, demek), namaz kılmak, zekat vermek, ramazan ayı oruç tutmak ve hac etmek."


İşte bu beş şey İslâm'ın şartıdır. Bu şartları gözetip onları yerine getiren insan, İslâm şerefine ermiş, Müslüman rütbesini kazanmış olur.


"Eşhedü en lâ İlâhe İllallah ve Eşhedü enne Muhammeden Abdühu ve Resûlühu = Allah'dan başka ilah olmadığına şahidlik ederim. Yine Muhammed'in (a.s.) Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şahidlik ederim." sözlerine "Kelime-i Şehadet" denir. "La İlâhe İllallah, Muhammed'ün Resûlüllah" sözüne de "Kelime-i Tevhid" denir

(Ömer Nasuhi Bilmen : Büyük İslam İlmihali)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
la edri
Administratör
Administratör
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 259
Nerden : .
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 69
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 07/01/09

MesajKonu: Geri: İTİKAT (İMAN)   Paz Ocak 25, 2009 3:07 am

İman ve Nifak



Bilesin ki, ulu Allah (C.C)'in tek ve ortaksizligma ve peygamberlerin getirdigi gerçeklere inanmak demek olan îmanin kemâli, fazla amel islemekle olur. Nitekim ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:



"Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allâh'a ve O'nun Rasûl'üne Imân edenler, sonra da hiç süpheye düsmeksizin Allâh yolunda mallari ve canlari ile cihâd ederler Iste îmânlarinda sâdik olanlar bunlardir."

(Hucurat - 15).

Lâkin iyi kimseler, yüzlerini doguya ve batiya çevirenler degildir. Asil iyi kimseler Allah'a, Âhiret Gününe, meleklere, kitaba, peygambere Inananlar, mallarini Allah sevgisi ile yakinlarina, yetimlere, yoksullara, yari yolda kalmislara, dilencilere, esirlere verenler, namazi dosdogru kilanlar, zekât verenler, sözlestikleri zaman verdikleri sözleri yerine getirenler, sikintida, hastalikta ve savasin hararetli safhalarinda mukavemet gösterenlerdir.» (Bakara - 177)



Ulu Allah C.C) burada «Iyi insan olmak için ahde vefa, sikintilara katlanma... gibi yirmi vasif sart kildiktan sonra, iste imânlarinda sadik olanlar bunlardir» buyurmustur.





«— Ulu Allah içinizden Imân edenler ile, kendilerine ilim verilenleri derece derece yüceltir.» (Mücadele Suresi - 11)



«— Size ne oluyor ki, îmân ettikten sonra gene Allâh Yolu'nda harcamiyorsunuz?! Oysa ki, göklerin ve yerin mirasi Allah'indir. Içinizde Fetih'den önce Allah Yolu'nda harcayan ve savasanlar, digerleri ile bir degildir. Onlar derece itibari ile Fetih'den sonra harcayan ve savasanlardan çok büyüktür. Bununla birlikte, Allâh bu iki zümrenin her birine en güzel olani vaadetti. Allah yaptiklarinizdan inceden inceye haberdardir»

(Hadid - 10).



Yine Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:




«— Allah'in Rizâsi pesinden kosanlar, O'nun katinda derece derecedirler. Allâh bütün islediklerinizi görür.»

(al-i-imran - 163).


Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— îmân çiplaktir, onun elbisesi takvadir.»

Yine Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— îmân yetmis küsur derecedir, en asagi derecelisi, yolu engel ve takintilardan temizlemektir.»

Peygamberimizin bu hadisi, îmân olgunlugunun amellere bagli oldugunu gösterir, öteyandan îmân olgunlugunun münafiklik ve gizli sirkten uzak olmaya bagli oldugunu belirtmek üzere Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor:


«— Su dört sifat kimde varsa, o kimse her ne kadar namaz kiîip oruç tutarak kendini mü'min sansa da katiksiz münâftktir:

1) Yalan konusuyorsa.

2) Verdigi sözü tutmuyorsa.

3) Emânete hiyanet ediyorsa.

4) Anlasamadigi kimselere karsi hileyle davranirsa»

(Baska bir rivayete göre dördüncü madde Antlasmalari bozarsa) diye geçmektedir.



Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:


"Kalbler dört çesittir:
1) Pürüzsüz ve içinde parlak kandil yanan kalb, bu mü'minin kalbidir.

2) Içinde hem imâni ve hem de nifaki bir arada barindiran, karmakarisik kalb.

Oradaki îmân tatli su ile beslenen yesil bakla gibi, nifak ise kan ve irinle beslenen bir çiban gibidir. Bu iki maddeden (su ile kan-irin) hangisi baskin çikarsa, kalb onun hükmünü giyer. (Baska bir rivayete göre bu iki maddenin hangisi baskin çikarsa kalbi denetimi altina alir."


(Hadisin basinda kalblerin dört çesit oldugu belirtildigi halde sadece iki çesidi aciklanmistir. Diger iki çesit hakkindaki açiklamayi ya Ravî tarafindan unutuldugu için veya elimizdeki kitaba eksik nakledildigi için ögrenenuyoruz.)




Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Bu ümmetin münafiklarinin çogunlugu, Kur'ân okuyucularidir.»

Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Ümmetimde sirk, beyaz kaya üzerinde yürüyen karincanin ayak sesinden daha gizlidir.»



Sahabilerden Huzeyfe buyurur ki; «Peygamber zamaninda insan söyledigi tek söz yüzünden ölünceye kadar münafik sayilirdi. Oysa ki, ben ayni sözü sizden günde on sefer duyuyorum.»

Âlimlerden biri der ki; «Insanlarin münafikliga en yakini olani kendisini münafikliktan uzak kabul edendir.»,

Sahâbilerdenn Huzeyfe buyurur ki: «Bu günün münafiklari Peygamber'in zamanındakilerden çoktur. O zaman onlar münafikliklarini saklarlardi, bugün ise açik açik münafiklik yapiyorlar.»

Bu nifak îmân dürüstlügü ve olgunlugu ile bagdasmaz. Münafikliktan en uzak olanlar, ondan çekinenler, en yakin olanlar da onunla hiç bir ilgisi olmadigini sananlardir

Hasan-ül Basri'ye demisler ki; «Simdilerde münafiklik kalmadigi söyleniyor» Hasan Basrî böyle diyene «Kardesim, münafiklar ortadan kalksa yolda yalnizliktan ürküntü duyardiniz» diye cevap verdi.

Yine Hasan-ül Basrî veya baska birisi der ki. «Münafiklarin kuyrugu
yerde adim atamazdik.»

Abdullah Ibni Ömer bir gün Haccâc'in aleyhinde konusan birini duydu ve adama «Acaba Haccâc burada olup sözünü duyabilse onun hakkinda böyle konusur muydun?» diye sordu, adam «Hayir» diye cevap verdi. Bunun üzerine Abdullah da dedi ki, «Biz bu hareketi Peygamber'imizin sagliginda münafiklik sayardik. Peygamberimiz Dünyada iki çesit dil kullanan Allah Kiyamet Günü de iki dilli yapar» buyuruyor. Yine Peygamberimiz «Insanlarin en kötüleri, berikine bu yüzü ile ve ötekine öbür yüzü ile giden iki yüzlülerdir» buyuruyor

Hasan-ül Basri'ye «Bazilari bizim münafikliktan endisemiz yok diyorlar, ne dersin» diye sorarlar. Hasan onlara su cevabi verir. «Vallahi münafiklikla hiç bir ilgin olmadigini bilmen, benim için yeryüzünün altin ile dolup tasmasindan daha sevimlidir» der.

Yine Hasan-ül Bas-rî : «Dilin kalple, için disla ve girisin çikisla uyusmamasi münafiklik alâmetlerindendir.» demistir.

Adamin biri Huzeyfe'ye «Ben münafik olmaktan korkuyorum» der. Huzeyfe de ona su karsiligi verir; «Sen münafik olsan, münafikliktan korkmazdin. Çünkü münâfik, nifaktan emin olur.»

Ibni Ebu Müleyke der ki; «Peygamber'imizin yüz otuz (bir rivayete göre yüz elli) sahebi ile karsilastim, hepsi de münafikliktan korkuyorlardi.»

Rivayete göre bir gün Peygamber'imiz bir gurup sahâbi ile birlikte oturuyordu. Birinin sözü geçti ve onu cok övdüler. Bu arada sözü edilen edam çikageldi. Yeni abdest almisti, abdest suyunun damlalari yüzünden akiyordu, nalinlari da elindeydi, alninda secde izi vardi.

Sahabiler «Sana sözünü ettigimiz adam iste, ya Rasûlallah» dediler. Peygamber'imiz «Ben onun yüzünde seytan lekesi görüyorum.» buyurdu.

Adam geldi, selâm vererek sahâbilerin yanina oturdu. Peygamber'imiz ona dedi ki, «Allah için senden istiyorum, dogru söyle. Buraya gelirken içinden (Bunlarin arasinda benden iyisi yok) diye geçirdin mi?» Adam «evet» diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber'imiz (S.A.V.) duâ ederken söyle buyurdu:

«—Allâh'ım, bildigim ve bilmediklerim için senin afvini dilerim.»

Sahabiler O'na «Korkuyor musun, yâ Rasûlallah» diye sordular. Peygamber'imiz onlara su cevabi verdi. «Emin olmam için ne sebep var ki. kalbler Allah'in iki parmagi arasidadir, onlari diledigi tarafa çevirir.»


Nitekim ulu Allah:



«Daha önce hesaba katmadiklari bir durum, Allah tarafindan önlerine çikarilir.» buyurmaktadir (Zümer - 47).

Bu âyeti açiklarken, belirtildigine göre, onlar iyilik sanarak bir takim ameller islerler, fakat Mizan'in kefesine sira gelince isledikleri kötülük sayilir.



Seriyüs-Sakatî der ki: «Insan bilinen bütün kus çesitlerini dallarinda barindiran her çesitten birer agacin bulundugu bir bahçeye girse ve her kus ayri dil kullanarak ona (Selâmünaleyküm, ya Allah'in dostu) diye ona seslense de onun da buna gönlü yatsa kuslarin ellerine düsmüs bir esir olur.»

Yukardaki hadis ve büyük sözleri nifakin ve gizli sirkin incelikleri yüzünden tasidigi önemi ve bundan emin olunamayacagini sana ögretmis olmalidir. O kadar ki, Hz. Ömer Huzeyfe'ye kendisinin münâfik olup olmadigini sorabiliyor.

Ebu Süleyman-üd Darani buyurur ki; «Hükümdarlarin birinden bir söz duydum, ona itiraz etmek istedim, fakat öldürülmem için emir vermesinden korktum. Korktugum ölüm degildi, fakat ruhum çikarken, baskalarina karsi içimden üstünlük duymaktan çekinerek itiraz etmekten vazgeçtim.»

Bu çesit nifaklar îmânin hakikati ile gerçekligi, sadakati, olgunlugu ve safligi ile çelisir, asli ile çelismez.

Nifak iki çesittir. Birincisi sahibini dinden çikarak kâfirler arasma katar ve ebedi cehennemliklere ekler, ikincisi sahibinin bir süre cehenneme düsmesine veya ulularin derecesinden eksiklige ugramasina ve siddik'arin mertebesinden asagida kalmasina yol açar.




İmam Gazali : Kalplerin Keşfi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
yunus7-8
Yeni Üye
Yeni Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 4
Yaş : 39
Nerden : azerbaycan
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 1
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 16/03/09

MesajKonu: Geri: İTİKAT (İMAN)   Ptsi Mart 16, 2009 6:57 pm

Salamun aleykum _rana_ kardeşim , o kadar güzel yazmışsınız ki?
Çok düşündürdünüz beni.
Dikatimi çeken husus şu- Münafikin alametlerinden 3-sü- emanete ihanet etmesi.
Acaba bu emanet ne?
Ben Tasavvuf alimlerinden bu emanetin ruhumuz olduğunu duydum.
Ahzap 72 ayeti gereyi ile. Yani Allahu teala Ahzap-72de diyorki -Biz emanete göklere yerlere teklif ettik. ama onu insan yüklendi.
Nisa-58 de ise allahu teala emaneti ehline iade(geri verin) edin buyurmaktadır.

Yani ruhun ölmeden önce Allaha geri döndürmesek emanete ihanet etmiş oluruz , Allah korusun ....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
la edri
Administratör
Administratör
avatar

Kadın Mesaj Sayısı : 259
Nerden : .
Teşekkür Et : 5
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 69
Reputation : 1
Kayıt tarihi : 07/01/09

MesajKonu: Geri: İTİKAT (İMAN)   Çarş. Mart 18, 2009 7:06 pm

Aleyküm Selam Yunus7-8 abi.. Konuya ilginiz ve katkınızdan dolayı teşekkür ederim


Ahzab suresindeki "emanet" den neyin kast edildiği hakkında farklı görüşler vardır.

Müfessirlerin ekserisine göre bu emanet ALLAH' ın kularına vermiş olduğu emanettir

Bazı müfesirlere görede burdaki "emanet" insanların birbirine emanet ettikleri şeylerdir. kul hakkı tevbe etmekle ödenmez ve hak sahibinin hakkını helal etmesi gerekiyor.



Teberi "Emanet´den maksadın, "bütün emanetler" olduğunu, hem ALLAH'ın kullarına gönderdiği dini emanetleri hem de kulların birbirlerine verdikleri emanetleri kapsadığını söylemiştir.



Birine mal, söz veya sır emanet edilse, o kimse de bu söz veya sırrı başkalarına söylese, yahut emanet edilen mala zarar verse, çalsa, yani hıyanet etse, bu işler münafıklık olur. (Berika)



(Münafığın üç alameti vardır: Yalan söyler, sözünde durmaz ve emanete hıyanet eder.) [Buhari]



Münafıklık ise müslüman olmadan müslümanı aldatarak müslüman görünmektir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
yunus7-8
Yeni Üye
Yeni Üye


Erkek Mesaj Sayısı : 4
Yaş : 39
Nerden : azerbaycan
Uyarı :
0 / 1000 / 100

Teşekkür Puanı : 1
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 16/03/09

MesajKonu: Geri: İTİKAT (İMAN)   Ptsi Mart 23, 2009 8:59 am

Salamun aleykum kardeşim.

Elbette yazdıklarınızda hakikat var deye düşünüyorum, ama şunu bileyelim ki ilk riayet etmemiz lazim olan Rabbimiz tealanin emanetidir.
Bu konu ile ilgili zamanin mücedidleri çok net olarak yazmışlar.
Biliyoruz ki Peyğamberimiz (SAV)-m Hz-ri her asirda bir müceddidin geleceyini müjdelemiştir inş.
İnşaAllah ki bu müceddidlerin görüşlerini yazmaya qayret edeceyiz:


İLAHİ EMANET RUHDUR
33/AHZÂB-72: İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insân(insânu), innehu kâne zalûmen cehûlâ(cehûlen).
Muhakkak ki Biz, emaneti göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.
33/AHZÂB-73: Li yuazziballâhul munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâti ve yetûballâhu alel mu’minîne vel mu’minât(mu’minâti), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
(Bu), Allah’ın münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları azaplandırması ve mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların tövbelerini kabul etmesi içindir. Allah Gafûr’dur (mağfiret eden, günahları sevaba çeviren), Rahîm’dir (Rahîm esması ile tecelli eden).

(İMAMI RABBANİHZLERİ MEKTUP295)
Bu âdem dedikleri, el ayakla, baş değil,
âdem rûha denilir, surat ile kaş değil
Âdemdedir emânet, ondadır ilmü hikmet.
Hakkın katında âdem, dâneyi haşhaş değil.

RUHUNU ALLAHA ULAŞTIRMAYANLARA YAZIKLAR OLSUN

Bir kimsenin rûhu, eğer bu esîrlikden, bu bağlılıkdan kurtulmaz, kendi derecesine yükselmez, kendi vatanına kavuşmaz ise, ona yazıklar, binlerle yazıklar olsun!MEKTUP 64
CİLT1.MEKTUP152:İMAM-I RABBANİ HZ.
Zahirede cme elem veren her musibet batında ruha lezzet vericidir.zira cism ve ruh karşlıklı larak birbirini aksi vaziyetindedir .birinin acısı öbürünü tatlısıdır .ruhu sukut edip csim mertebesinde karar kılmış bir insana anlatabilecek hiç bir sır yoktur ,ruhu asli makamına çıkmadıkca ,o bedbaht insan 'belhüm adal'emri ile hayvandan daha aşağı metebede kalacaktır!
ruhu asli makamına yükselmesi ,'ölmeden evvel elde edilen ölümle mümkündürki,tasavvuf ehli bu hali''fena'' tabiriyle ifade ederler .hayattayken ruhunu bu mertebeye yükseltenlere ne devlet!
RUHUN ALLAHA ULAŞMASI:
Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu, çok acıdığı için, Peygamberler (a.s) gönderip, bu büyükler vâsıtası ile rûhu kendine çağırdı ve maşûku, sevgilisi olan nefse uymamasını, nefsi dinlememesini ona emr etdi. Rûh bu emri dinleyip, nefse uymaz, ondan yüz çevirir ise, felâketden kurtulur. Yok eğer, başını kaldırmaz, nefsle berâber kalmak, bu dünyâdan ayrılmamak isterse, yolunu şaşırır, seâdetden uzaklaşır. DOKSANDOKUZUNCU MEKTÛB



MEVLANAHZ
• Ey ruh kusu! Günahlarından temizlendin, nefsinin kafesinden kurtuldun, mana kanatların açıldı. Haydi geldigin yere,
kendi vatanına dogru uç, uç! (c. III, 1353)

• Yüce dereceler sahibi Allah'tan bir merdiven elde edin! Çünkü: "Ruhlar da, melekler de O'na yükselirler!" (c. IV, 1948)
• Ruh kuşum ne zaman kafesinden bahçeye uçacak?
Divan 33887
(c. III, 1353)
• Bütün kainatın ve varlıkların yaratıcısından, o celal ve cemal sahibinden ruha çok tatlı bir hitapla; "Gel!" denilince
ruh, nasıl olup da kanatlanıp uçmaz?
MEVLANAHZ RUH ‘UN İNSAN ŞEKLİNDE OLUŞU:
1605. Ten, ruhun elbisesine benzer, bu el de ruhun elinin yenidir, bu ayak da
ruhun ayağına giydiği mesttir
HZ.ADEME SECDE VE İLAHİ EMANETİN RUH OLUŞU:
Ta ezelde başlangıçta yaratıldığım yerden geldim.Ben ilahi emanet olan ruh ile anlaşdım dost oldum dönüp gittim(hz.mevlana.divanı kebirc3.syf1379)
MEVLANAHZ BAŞKA VARLIKDA OMAYAN ALLAH’IN EMANETİ RUH:
• Dünya, cihanın gizli hükümlerini ihtiva eden bir kitap gibidir. Senin canın da o kitabın bas yazısı. Düsün de bu
meseleyi iyi anla!
"Kainatta çesitli varlıklar yasıyor; karalarda, denizlerde yasayan sayılamayacak kadar çok olan bu varlıkların
adlannı, cinslerini ihtiva eden bir kitap yazılsa; yani: Kitab-ı Kainat kaleme alınsa, bu kainat kitabının fihristinde ilk
numaraya insanın adı yazılacaktır. Sonra diger hayvanlar, balıklar, kuslar, böcekler gelecektir. Neden o kitabın basyazısı
insan ile baslayacaktır; insan, bütün yaratılmıs mahlükların en basında yer alacaktır? Çiinkü insan bütiın mahlükların en
sereflisidir, sonra insan da ilahî emanet vardır. insan; "Rühumdan ona üfürdüm!" sırrına mazhar olmus, üstün ve bir mahluktur." (hz.mevlana.divan-ı kebir c.I, 40)
MEVLANAHZ HZ.ADEME SECDE:
(c. III, 1430)

• Zahire bakan, görünüse kapılan; "Hz. Adem'e melekler secde ettiler" der Ama Hz. Adem'in hakîkatini gören; "Abdal!"
der, "Nasıl olur da Adem bedenden ibaret olur, buna imkan var mı? Melekler Hz. Adem'e degil Hz Adem'de bulunana secde
ettiler."




ABDULKADİR GEYLANİHZ:
MUHAMMEDÎ HAKİKAT RUHUN MİSAKİ:Allahu Teala o ruhlara, bu cisme girmeleri için emir verdi; onlar da Allah’ın emriyle girdiler. Bunu da şu Âyet-i Kerime haber vermektedir:
“Ona ruhumdan üfledim,” (Sad, 72).
Zaman oldu; o ruhlar bu cesetle ilgisini artırdı. Bu yüzden, ahdi unuttular. Halbuki, Allahu Teala onları yarattığında:
“Sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurdu. Onlar da:
“Evet..” cevabını verdiler… İşte bu sözü unuttular. Aslî vatana dönemediler.
Fakat.. Rahman, yani varlığın yardım kaynağı, onlara acıdı. Bu sebeple semavî kitaplar saldı. Bunlarla aslî vatanı hatırlatmak istedi. Bu manaya da şu Âyet-i Kerîme işaret eder:
“Onlara Allah’ın günlerini hatırlat,” (İbrahim, 5). Yani: Ruhlarla geçen, o visal günlerini hatırlat.
Bu âleme pek çok enbiya geldi ve devresini tamamlayıp göçüp gitti. Hepsinin gayesi bu durumu anlatmak ve halkı ayıktırmaktı. Fakat O’nu anan, O’na yönelen, o âleme iştiyak duyan ve o âleme vasıl olan zamanla azaldı
Abdülkadir Geylani Hz. Kaynak: Gavsül Azam Sırrül Esrar
Gerek olan, nuru nura kavuşturmaktır. Yani, ruhu o nura erdirmektir. Allah-ü Teala bu manada şöyle buyurdu: iyiler iyileredir.» (Nur. 26





Bayazid Bestami K.S.Eserin adi:Islam tasavvufunun özü.
Nefsimden siyrilip cikdim yilanin kendi derisinden siyrilip ciktigi gibi Sonra dönüp nefsime baktim ne göreyim Ben oyum.(Efendimiz hep anlatmiyormu nefsimiz fizik bedenimizin aynisi diye .)
__Beser camurdan yaratilmisdir maddi varligi yine aslina dönmüstür Ruh ise Allahin emiri cümlesindendir Allahdan gelmisdir ve yine ona dönecektir

Ruh beden sehrinde bir sure hapsedilmisdir Allahin emrinden oldugu icin varlik aleminin esrarini kendinde tasiyor demektir Insan ölmeden evel ölme sirrina Erince Hapis bulunan Ruh mana ve meleküt aleminde ibresini dolastirma imkani bulmus olur ve iste ozaman kainattaki kendi yerini görür (Allahin Zati)
Bu kez Allahdan gelen ve ona dogru yol alan Ruh kanatlanir ehadiyyet emriyle varlik alemine indigi icin yine o emirle ehadiyyete döner. Aslina yaklasdigi icin gövdesi ehadiyyete bürünür ebediyet kanatlariyla seyrine devam eder.Melekut aleminde uzun mesafeleri milyonlarca defa kat ettikden sonar kurbiyeti ilahiyeye mazhar olur2. Bölüm




Imami Gazali K.S. eserin adi Abidler yolu.
Sonra bilki ahiret yolculugu sülük etme babindan isin hakikati südur:
Bu yol uzunluk kisalik bakimindan insanlarin yürüyerek kat ettigi ve kisinin kuvvetli veya zayif olmasina bagli mesafelerden degildir.O yol gönüllerin sülük ettigi Ruhani bir yolculukdur.




Hoca Ahmet yesevihz-
vah yazık imanında çoktur tehlike
Kurtulamazsın O'nun (Allah'ın)emanetini vermedikce.
(hoca ahmet yesevihz,divan-ı hikmet NO: 130)


YUNUS EMRE HZ-
Can alıcı hot geliser
Emaneti ver deyiser
Ben emaneti issinse(sahibine)vereyim(de)
Anda(oraya,öyle) varayım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İTİKAT (İMAN)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BİSMİLLAH HER HAYRIN BAŞIDIR :: ~İNNED DİNE İNDALLAHİ İSLAM ~ إن الدين عند الله الإسلام~ :: Akaid-
Buraya geçin: